Plasenta bakteri topluluklarına ev sahipliği yapıyor mu? Organın kendi mikrobiyomuna sahip olduğuna ilişkin son kanıtların bakış açımızı değiştireceği vaat edilmişti, ancak şimdi araştırmalar önceki deneylerin kontamine olmuş olabileceğini gösteriyor.

Bağırsağın zengin, çeşitli bakteri topluluklarının yanı sıra virüs ve mantarlara ev sahipliği yaptığı bilinirken, fetüs ve plasentanın uzun bir süre steril olduğu düşünülüyordu. Cambridge’deki Wellcome Sanger Enstitüsü’nden Julian Parkhill “On yıllardır süren eski moda mikrobiyolojide, kimse plasentadan bakteri izole edememiştir.”  demiştir.

Bu imaj 7 yıl önce, bebeklerin doğumdan önce şekillenmeye başlayan bağırsak mikrobiyomu ile doğduklarına dair kanıtlar ortaya çıktığında değişmeye başladı. Daha sonra 2014 yılında Texas Houstan’daki Baylor Tıp Fakültesi’nde bulunan Kjersti Aagard önderliğindeki bir ekip plasentada düşük seviyede bakteri buldu. Plasentada bulunan bakteriler en çok yetişkinlerin ağzında bulunanlara benziyordu ve ekip bakterilerin annenin ağzından plasentaya doğru ilerleyebileceği sonucunu çıkardı. Bundan beri başka ekipler plasental mikrobiyom için birçok kanıt bulmuştur.

Parkhill ve ekibi, plasenta mikrobiyomunun yapısının bir kadının hamileliğinin sonucunu etkileyip etkilemediğini bulmak istedi. Ancak araştırma ilerledikçe, beklenmeyen bir sonuca vardılar: Plasentanın kendine ait bir mikrobiyoma sahip değil.

Parkhill ve ekibi 578 kadından alınan plasenta örnekleri üzerinde testler yaptı. Bir çalışmada ekip bazı plasenta örneklerine sıcakkanlı hayvanlara bulaşmadığı için normalde insanlarda bulunmayan bakterilerden elde edilen DNA’dan çok az miktarda enjekte etti. Parkhill, bakteri DNA’sını aradıklarında başka tipler bulduklarını, ancak bunlar, ekledikleri bakterilerin seviyelerinden bile daha düşük seviyelerde oldukları için, aktif bir bakteri topluluğunu temsil etme ihtimalinin bulunmadığını söyledi.

Parkhill, buldukları bakterilerin deneylerin kendisinden gelebileceğini ekledi. Örneğin, plasenta örneklerinde E.coli izleri buldu. Örnekleri kıyasladığında, hepsinde aynı E.coli suşunun mevcut olduğunu gördü. “Bu yüzlerce hamile kadın topluluğunda imkansız” dedi. Bu bakterinin deney kitinden gelmiş olması gerektiğini söyledi.

Kontaminasyon Tartışması

Parkhill ve ekibi ayrıca tipik olarak vajinada bulunan bir bakteri türünün DNA’sını buldu. Aagaard bu bakteri türünün plasentada da yer edinebileceğini savunuyor. Ancak Parkhill’in ekibi plasentada bulunan bu bakteri türlerinin normal doğum yapanlarda sezaryen doğum yapanlara oranla daha çok olduğunu ve nedeninin plasentanın doğum esnasında vajinadan kontamine olması olduğunu savundu.

Parkhill, “Bunu ilk söyleyen biz değiliz, ancak plasentadaki bir mikrobiyomun bulduğunuz tüm sinyalleri kontaminasyona bağlı” diyor.

Pennsylvania Üniversitesi (Philadelphia)’nden Frederic Bushman, Parkhill ile aynı fikirde. Bushman’ın kendi çalışması plasenta mikrobiyomunun kontaminasyon sonucu ortaya çıktığını kanıtlar nitelikte. “Plasentadaki bakteriyel DNA’yı tanımlamak için kullanılan yöntemler o kadar hassastır ki bir avuç molekül bile çoğaltılabilir… ve dünya bakteriyel DNA ile dolu” dedi. “Gerçekten de steril gibi görünüyor” diye ekledi.

Ancak Bushman ve Parkhill’in kontaminasyon olarak gördüklerini, toplam bakteri seviyesi vücuttaki diğer organlarda bulunanlardan daha düşük olduğu halde Aagard mikrobiyom olarak görüyor. Teorisini destekleyen diğer birçok çalışmaya dikkat çekiyor.

“Verilerine farklı bir mercek ile bakan mantıklı akıllar aslında plasental bir mikrobiyom tanımladıkları sonucuna varabilir” diyor Aagard. Plasentanın mikrobiyomu bağırsaktaki kadar zengin ve çeşitli olmasa da, doğum sonucunda ve bebeğin metabolizma ve beyin gelişiminde önemli bir rol oynayabileceğini söylüyor.

Bushman, yeni araştırma bulgularının bu konuyu rahat bırakmayacağını dile getiriyor. Bu konuda Aagard onunla aynı fikirde.”İnan bana ben de sonu görünmeyen ileri geri gidişlerden herkes kadar yoruldum” diyor.

 

Önceki İçerikCDH1 Geni Nedir?
Sonraki İçerikKawasaki Hastalığı
İlknur Aksoy
Gebze Teknik Universitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü 2017 mezunu. Şu anda Selçuk üniversitesi Fen Fakültesi Biyoteknoloji bölümünde yüksek lisans yapmakta olup aynı zamanda Araştırma Görevlisi olarak görev yapmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz