glikojen depolama hastalığı
in

EntellektüelEntellektüel ÇalışkanÇalışkan

Glikojen Depolama Hastalığı Tip I

Glikojen Depolama Hastalığı Tip I; Tanım, Sıklık, Nedenleri ve Kalıtım Modeli

Genel Tartışma

Glikojen depolama hastalıkları, depolanan glikojenin glikoz haline metabolize edilemediği enerji sağlamak ve vücut için sürekli kan şekeri seviyelerini koruyan bir grup rahatsızlıktır. Tip I glikojen depolama hastalığı otozomal resesif genetik bozukluk olarak kalıtsaldır. Glikojen depolama hastalığı tip I (GSDI), karaciğer ve böbreklerde aşırı glikojen ve yağ birikimi ile nitelendirilir ve bu da büyümüş bir karaciğer ve böbreklere ve kısa boyluluğa yol açan büyüme geriliğine neden olabilir.

GSDI, G6PC genindeki (GSDIA) veya SLC37A4 genindeki (GSDIB) anormallikler (mutasyonlar) ile ilişkilidir. Bu mutasyonlar, etkilenen organlarda glikojen parçalanmasını engelleyen enzim eksikliklerine sebeb olan ve vücut dokularında aşırı miktarda glikojen, yağ birikimine ve kanda dolaşan glikozun düşük düzeylerine yol açar. Enzim eksikliği ayrıca diğer laktatlar, ürik asit,lipitler ve trigliseritler gibi yağların bir dengesizliğine veya aşırı metabolizmasına neden olur.
Glikojen depolama hastalığı tip I alt bölümleri

• Glikojen Depolama Hastalığı Tip IA
• Glikojen Depolama Hastalığı Tip IB

Belirtiler

Bebeklik döneminde GSDI ‘nin birincil semptomu düşük kan şekeri seviyesidir (hipoglisemi). GSDI belirtileri genellikle üç ila dört ay arasında başlar ve büyüyen karaciğer (hepatomegali), böbrek (nefromegali), yüksek seviye laktat, ürik asit ve lipidlerin (hem toplam lipidler hem de trigliseritler) ve tekrarlanan hipoglisemi atakları nedeniyle ortaya çıkan olası nöbetleri içerir. Devam eden düşük kan şekeri gecikmiş büyüme-gelişme ve kas güçsüzlüğüne yol açabilir. Etkilenen çocuklar genellikle tombul yanaklara, nispeten ince el ve ayaklara, kısa boy ve çıkıntılı karın ile bebek benzeri yüze sahiptir.

Yüksek lipid seviyeleri, ksantomlar adı verilen yağlı cilt büyümelerinin oluşumuna yol açabilir. Tedavi edilmeyen GSD1 ile ilişkili olabilen diğer koşullar arasında: osteoporoz, gecikmiş ergenlik, gut (ürik asit birikmesinden kaynaklanan artrit), böbrek hastalığı, pulmoner hipertansiyon (akciğerleri besleyen arterlerde yüksek tansiyon), hepatik adenom (iyi huylu karaciğer tümörleri), kadınlarda polikistik yumurtalıklar tekrarlayan hipoglisemi ataklarına bağlı olarak pankreas iltihabı (pankreatit), ishal ve beyin fonsiyonundaki değişiklikler.

Bozulmuş trombosit fonksiyonu sık burun kanamaları (epistaksis) ile kanama eğilimine yol açabilir. Genel olarak GSD tip lB hastalıkları tip lA hastalıkları ile benzer klinik bulgulara sahiptir, ancak yukarıda belirilen belirtilere ek olarak, GSDlB ayrıca bozulmuş nötrofil ve monosit fonksiyonunun yanı sıra yaşamın ilk birkaç yılından sonra kronik nötropeni ile de ilişkilidir.

Erken tanı ve etkili tedavi, normal büyüme ve ergenlik ile sonuçlanabilir ve birçok etkilenen kişi yetişkinliğe girer ve normal yaşam aktivitelerinin tadını çıkarır. Birçok kadın hasta başarılı gebelik ve doğum geçirmiştir.

Nedenler

Tip I glikojen depolama hastalığı iki gendeki anormalliklerle ilişkilidir. G6PC genindeki mutasyonlar, glikoz-6-fosfataz (G6Pase) enziminde eksikliğe neden olur ve GSDI’nin yaklaşık %80’ini oluşturur. Bu tip GSDI, glikojen depolama hastalığı tip IA olarak adlandırılır. SLC37A4 geni içinde mutasyonlar , glikoz-6-fosfataz translokaz enziminde (taşıyıcı eksikliği) bir eksikliğe neden olur ve GSDI’nın yaklaşık %20’sini oluşturur. Bu tip GSDI, glikojen depolama hastalığı tipi Ib olarak adlandırılır. Bu enzim eksikliklerinin her ikisi de vücut dokularında depolanacak yağlarla birlikte fazla miktarda glikojene sebep olur.

Glikojen depolama hastalığı Tip I, otozomal resesif kalıtım ile kalıtılan genetik bozukluktur. Resesif genetik bozukluklar, bir birey her ebeveynden çalışmayan bir geni devraldığında ortaya çıkar. Bir birey hastalık için bir çalışan gen ve bir çalışmayan gen alırsa, kişi hastalık için bir taşıyıcı olacaktır, ancak genellikle belirtiler göstermeyecektir. İki taşıyıcı ebeveynin hem çalışmayan geni geçme hem de etkilenen bir çocuğa sahip olma riski her gebelikte %25’tir. Ebeveynler gibi taşıyıcı bir çocuğa sahip olma riski her gebelikte %50’dir. Bir çocuğun her iki ebeveynden de çalışan genleri alma şansı %25’tir. Risk erkekler ve kadınlar için aynıdır.

Etkilenen Popülasyon

Glikojen depolama hastalığı Tip I 100.000 doğumda yaklaşık olarak 1’inde görülür. Aşkenaz Yahudileri’nde GSDI yaygınlığı 20.000’de yaklaşık 1’dir. Bu durum, herhangi bir nüfus grubunda erkek ve dişileri eşit sayıda etkiler.

İlgili Bozukluklar

Aşağıdaki bozuklukların belirtileri glikojen depolama hastalığı tip I’inkine benzer olabilir. Ayrıntılı değerlendirmeler ayırıcı tanı için yararlı olabilir.

Forbes veya Cori hastalığı (GSD-III), otozomal resesif özellikler olarak kalıtsal olan birkaç glikojen depolama bozukluğundan biridir. Semptomlar, amilo-1,6 glukozidaz enziminin (debrancher enzimi) eksikliğinden kaynaklanır. Bu enzim eksikliği, karaciğerde, kaslarda ve bazı durumlarda kalpte biriken anormal derecede sindirilmiş bir glikojenin (karbonhidratlardan gelen depolanan enerji formu) aşırı miktarda olmasına sebep olur. Semptomlar hepatomegali ve/veya miyopati ve yüksek karaciğer enzimleri ile yaşamın ilk yıllarında belirgin hale gelir. İlk birkaç ayda bazı belirtiler GSDI (yüksek lipidler, hepatomegali, düşük glikoz) ile örtüşebilir.

Glikojen depolama hastalığı tip IV olarak da bilinen Andersen hastalığı (GSD-IV); bu GSD ayrıca otozomal resesif bir özellik olarak kalıtsaldır. Glikojen-dallanma enziminin (GBE) eksik aktivitesinden kaynaklanır ve karaciğer, kas ve/veya diğer dokularda anormal şekilde oluşan glikojen birikimine neden olur. En çok etkilenen bireylerde, belirtiler ve bulgular yaşamın ilk birkaç yılında belirgin hale gelir. Bu özellikler tipik olarak büyüme ve beklenen oranda kilo alamama (gelişmede bozukluk), karaciğer ve dalak anormal büyüme (hepatosplenomegali) içerir.

Hers hastalığı (GSD-VI) ayrıca glikojen depolama hastalığı tip VI olarak da adlandırılır. genellikle diğer birçok glikojen depolama hastalığına göre daha hafif semptomlara sahiptir. Karaciğer fosforilaz enziminin eksikliğinden kaynaklanır. Hers hastalığı, karaciğer (hepatomegali), orta derecede düşük kan şekeri (hipoglisemi), kandaki aseton ve diğer keton cisimlerinin yüksek seviyeleri (ketozis) ve orta derecede büyüme geriliği ile tanımlanır. Semptomlar çocukluk döneminde her zaman belirgin değildir ve çocuklar genellikle normal yaşam sürebilirler. Ancak, bazı durumlarda, belirtiler şiddetli olabilir.

Glikojen depolama hastalığı IX, fosforilaz kinaz enziminin (PK enzim yetersizliği) eksikliğinden kaynaklanır. Enzim karaciğer fosforilaz kinaz (esas olarak PHKA2 geni) eksikliğinden kaynaklanan X’e bağlı bir genetik bozukluk olarak kalıtsal olabilir veya otozomal resesif bir biçim olarak (PHKG2 ve PHKB’ye bağlı olarak) karaciğer ve/veya kas hastalığına neden olur. Bozukluk biraz düşük kan şekeri (hipoglisemi) ile nitelendirilir. Fazla miktarda glikojen (karbonhidratlardan gelen depolanan enerji şekli) karaciğerde birikir ve karaciğerin büyümesine (hepatomegali) neden olur.

Kalıtsal fruktoz intoleransı (HFI), fruktozun (meyve şekeri) veya öncüllerinin (şeker, sorbitol ve kahverengi şeker) sindirilememesine neden olan otozomal resesif bir genetik durumdur. Bunun nedeni, karaciğer, böbrek ve ince bağırsakta fruktoz-1-fosfat birikimine neden olan enzim fruktoz-1-fosfat aldolaz (Aldolaz B) aktivitesinin eksikliğidir. Fruktoz ve sakaroz, birçok bebek maması da dahil olmak üzere birçok gıdada tatlandırıcı olarak kullanılan doğal olarak oluşan şekerlerdir. Bu bozukluk bebeklerde hayatı tehdit edici olabilir ve daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde hafif ile şiddetli arasında değişir.

Teşhis

GSD tip I, anormal glikoz, laktat, ürik asit, trigliseritler ve kolesterol seviyelerini gösteren laboratuvar testleri ile teşhis edilir. Bir tanıyı doğrulamak için G6PC ve SLC37A4 genleri için moleküler genetik testler mevcuttur. Moleküler genetik test, taşıyıcı Test ve prenatal(doğum öncesi) tanı için de kullanılabilir. Karaciğer biyopsisi, GSD IA için özel enzim eksikliğini kanıtlamak için de kullanılabilir.

Standart Tedaviler

Tedavi

GSDI, normal glikoz seviyelerini korumak, hipoglisemi önlemek ve büyüme ve gelişmeyi en üst düzeye çıkarmak için özel bir diyetle tedavi edilir. Karbonhidratların sık küçük porsiyonları, yaşam boyunca gündüz ve gece boyunca muhafaza edilmelidir. Kalsiyum, D vitamini ve demir takviyeleri belki açıkları önlemek için tavsiye edilebilir. Glikoz kan seviyelerini korumak ve iyileştirmek için pişmemiş Mısır nişastasının sık verilmesi kullanılır.

Kandaki ürik asit seviyesini düşürebilen bir ilaç olan Allopurinol, ergenlik döneminde gut benzeri artrit semptomlarını kontrol etmek için yararlı olabilir. Tedavide kullanılan ilaçlar, lipid düzeylerini düşürmek ve böbrek hastalığını önlemek ve/veya tedavi etmek için reçete edilebilir. GSD tip IB hastalarında tekrarlayan enfeksiyonları tedavi etmek için insan granülosit koloni uyarıcı etken (GCSF) kullanılabilir. Karaciğer tümörleri (adenomlar) küçük cerrahi veya adenomların ısı ve akım (radyofrekans ablasyonu) kullanılarak ablasyon edildiği bir prosedür ile tedavi edilebilir. Böbrek ve / veya karaciğer transplantasyonu bazen diğer tedavilerin başarısız olması veya karaciğer adenomlarının büyümeye devam etmesi durumunda düşünülür.

GSDI’ li bireyler en az yılda bir kez böbrek ve karaciğer ultrasonu ve GSD hastalarını izlemek için özel olarak kullanılan rutin kan çalışmaları ile izlenmelidir.

Etkilenen bireyler ve aileleri için genetik danışmanlık tavsiye edilir.

Glikojen Depolama Hastalığı Tip I’in Diğer İsimleri

• glikoz-6-fosfataz eksikliği
• glikoz-6-fosfat taşıma kusuru
• glikojenoz tip I
• GSDI
• Von Gierke hastalığı

Kaynak: https://rarediseases.org/rare-diseases/glycogen-storage-disease-type-i/

Görsel Kaynak: https://golapravda.blog/5-nichnih-napoyiv-dlya-ochishhennya-pechinki-i-perezavantazhennya-organizmu/?amp

Editör: Meryem Melisa KAR

Ne düşünüyorsunuz?

5 puan
+ Oy - Oy
Kromozom Kullanıcı

Meryem GÖKOĞLU

Merak ediyorum, araştırıyorum, öğreniyorum, paylaşıyorum...

Afyon Kocatepe Üniversitesi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bağışıklık Sistemi

Bağışıklık Sistemi

Alström sendromu

Alström Sendromu