DHEA hormonu
in

Dehidroepiandrosteron (DHEA) Hormonu Nedir?

Dehidroepiandrosteron (DHEA) Hormonu

Dehidroepiandrosteron Nedir?

Dehidroepiandrosteron (DHEA) hormonu mühim bir haberci hormonudur. Haberciler, maddeden hormona vücut tarafından dönüştürülür. Dehidroepiandrosteron insan vücudunda var olan, dolaşım sistemindeki en yüksek hacimli steroid olarak bilinir. Tek başına pek bir biyolojik etkisi olmasa da testosteron ve estradiol gibi hormonlara dönüştürüldüğü zaman etkisi daha çok güçlüdür.

Dehidroepiandrosteron, adrenal bezin dış tabakasından salınımı yapılan kolesterol sayesinde üretilir. Aynı zamanda çok az miktarda yumurta ve testislerde de üretilebilir. Dehidroepiandrosteron, kadınlar için mühim olan östrojenin kaynağı olarak bilinir. Dehidroepiandrosteron salınımı 10 yaşından itibaren zamanla artıp 20 yaşlarında en üst seviyeye ulaşır ve yaşlandıkça yavaşça azalır.

Peki Vücut Dehidroepiandrosteron Hormonunu Nasıl Kullanır?

Beyin, Dehidroepiandrosteron salınımını kontrol eder. Vücut, negatif geri bildirim olarak bilinen eşsiz bir mekanizmayı DHEA salınımı kontrolünde kullanır. Negatif geri bildirim beyne, vücuttaki DHEA seviyesi düştüğü zaman sistemin açık hale geldiğini iletir ve daha fazla hormon salınımına başlar. DHEA seviyesi yükselişe geçmeye başladığı zaman negatif geri bildirim sistemi kapanır.

DHEA ve Yaşlanma İlişkisi

Dehidroepiandrosteron almanın yaşlanmayı yavaşlatacağı konusunda pek çok söylenti ve iddia vardır. İddialar içinde DHEA’nın enerjiyi, kas gücünü arttırdığı, bağışıklığı desteklediği ve vücut ağırlığını azalttığı bulunmaktadır. Ancak bu iddialar henüz bilimsel olarak onaylanmamıştır.

Dehidroepiandrosteron’un Belli Başlı Sağlık Sorunlarını İyileştirme Konusunda Etkisi Var mıdır?

 Araştırmalar Dehidroepiandrosteron’ un bazı sağlık sorunları için tedavi olarak kullanabileceğini öneriyor. Bu sorunlar:

– Adrenal eksiklik (Addison Hastalığı)

– Depresyon

– Kelebek Hastalığı (Lupus)

– Obezite

– Alzheimer Hastalığı

– Ostoeporoz (Kemik Erimesi)

– Crohn Hastalığı

– Kısırlık

– Menopoz ile alakalı sorunlar

– Dehidroepiandrosteron aynı zamanda doğumda teşvik konusunda yardımcı olur.

Dehidroepiandrosteron, yukarıda verilen sağlık sorunlarının tedavisi için Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanma işlemi henüz gerçekleşmemiştir. Dehidroepiandrosteron’ un uzun zamanlı risklerinin ve olası yararlarının daha fazla araştırılıp çalışılması gerekmektedir.

(Kaynak: https://fineartamerica.com/featured/hpv-like-particle-molecular-model-pasieka.html)

Dehidroepiandrosteron ile İlgili Ne Tür Sorunlar Gerçekleşebilir?

Araştırmalara göre, kadınlarda görülen aşırı tüylenme (hirşutizm) ve polikistik over sendromu yüksek Dehidroepiandrosteron seviyesi ile alakalı olabilir. Konjenital adrenal hiperplazi rahatsızlığına sahip çocukların da bazı kanser hastalarınınki gibi DHEA seviyeleri yüksektir.

Dehidroepiandrosteron seviyesinin düşük olması erkeklerin azalmış yaşam süreleriyle ilişkilendirilir. Kadınlarda düşük seviyede Dehidroepiandrosteron, düşük libido ve ostoeporoz (kemik erimesi) ile ilişkilendirilir.

Bazı insanlar DHEA’yı dayanıklılık, kas gücü, enerji artışı, kilo azalması, güçlü bağışıklık için kullansa da bu etkiler henüz onaylanmamıştır. Bazı sporcular Dehidroepiandrosteron’u kullanıyordu fakat Uluslararası Futbol Ligi, Beyzbol Birinci Ligi, Olimpiyatlar ve başka spor kurumları tarafından yasaklandı.

Kaynak: https://www.hormone.org/your-health-and-hormones/glands-and-hormones-a-to-z/hormones/dehydroepiandrosterone-dhea

Görsel Kaynak: https://popsci.com.tr/yeni-kumas-yazin-klima-olmadan-bile-serin-kalmaniza-yardimci-olabilir/

Editör: Hazal Kalsın DEMİR

Ne düşünüyorsunuz?

2 Points
+ Oy - Oy
Kromozom Kullanıcı

Atahan UÇAN

9 Mart 2001'de İstanbulda doğdum. Şuan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümündeyim.

İçerik Oylayıcıİçerik YazarıDoğrulanmış KullanıcıÜyelik YılıEmoji Bağımlısı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sıradışı Davranış: Kapuçin Maymunları’nda Yamyamlık

Hassas Tıp Girişimindeki Zorluklar