Akrokallozal sendrom, korpus kallozumun agenezi ( doku, organ ya da organ gurubu gibi bir bölümün bulunmaması) olarak adlandırılan beyin anormalliği ile karakterize edilen nadir bir durumdur. Fazladan el/ayak parmakları (polidaktili) ve belirgin yüz özellikleri görünür. Akrokallozal sendromun belirtileri ve semptomları doğuştan görülmeye başlanır ve semptomların şiddeti bu hastalıktan etkilenen kişiler arasında çeşitlilik gösterir.

Korpus kallozumun agenezisi, doğumdan önceki gelişmenin ilk aşamalarında beynin sağ ve sol loblarını birleştiren dokunun (corpus callosum) normal gelişimini tamamlayamamasından meydana gelir. Bu sendroma sahip kişilerin beyin dokularında geniş kistlerin büyümesi de dahil olmak üzere diğer beyin anormallikleri de rapor edilmiştir. Bu durumla ilgisi olan beynin yapısındaki değişiklikler sıklıkla orta ve ileri derece gelişme geriliği ve düşünsel yetersizliklere yol açar.  Ayrıca bazı hasta bireylerde nöbet geçirme görülür.

Fazladan el ve ayak parmakları akrokallozal sendroma sahip kişiler için ortak özelliktir. Bireylerdeki ekstra parmaklar; ayak veya elin serçe parmağıyla aynı yönde (postaksiyalpolidaktili) veyahut ayak veya elin baş parmağı ile aynı yönde (preaksiyelpolidaktili) olabilir. Akrokallozal sendromla birlikte gelen ayırt edilebilir yüz özellikleri birbirine genişçe mesafeli gözler (hipertelorizm) ve öne çıkık yüksek alın şeklindedir. Ayrıca çoğu hasta birey anormal kafa büyüklüğüne (makrosefali) sahiptir.

Sıklık

Bu durum nadir olarak görülür. Sadece birkaç düzine durum tıp literatüründe raporlanmıştır.

Nedenleri

KIF7 genindeki mutasyonların akrokallozal sendroma neden olduğu tespit edilmiştir. GLI3 geninde olan mutasyonlar da bu hastalığın özelliklerine etki etmektedir. Ayrıca belirtiler ve semptomlar GLI3 genindeki mutasyonla meydana gelen Greig sefalopolisindaktili sendromununun belirti ve semptomlarıyla belirgin bir şekilde örtüşürse, GLI3 geni mutasyonu dolayısıyla meydana gelen akrokallozal sendrom bazen bu durumun şiddetli bir biçimi olduğu şeklinde değerlendirilir.

KIF7 ve GLI3 genlerinde üretilen proteinler çoğu doku ve organın normal bir şekilde bir araya gelmesinde kritik bir rol oynar. Bu proteinler Sonic Hedgehog yolağı denilen kimyasal sinyalin bir parçasıdır. Bu yolak, hücre büyümesini (hücre farklılaşması) ayrıca beynin ve uzuvların modellenmesini kapsar. KIF7 veya GLI3 mutasyonlarının her ikisinin de doğumdan önceki gelişimsel süreçte geniş kapsamlı etkisi olan Sonic Hedgehog yolağını olumsuz bir şekilde etkilediği düşünülmektedir. Bu genlerin beyin ve uzuvların şekillenmesinde aldığı roller, genlerde meydana gelen mutasyonların korpus kallozum agenezisi (polidaktili) veya akrokallozal sendromun diğer özelliklerini nasıl etkilediği konusunda yardımcı olabilir.

Kalıtım Modeli

Akrokallozal sendrom KIF7 gen mutasyonlarından kaynaklandığında, otozomal resesif bir şekilde her bir hücrenin geninin iki kopyasında da mutasyonlar var olacak şekilde kalıtılır. Bireylerin otozomal resesif durumuna sahip ebeveynleri, mutasyonlu genin bir kopyasını taşırlar; fakat sıklıkla sendromun belirtilerini ve semptomlarını göstermezler. GLI3 gen mutasyonları sonucu oluşan akrokallozal sendromu (veya ciddi Greig sefalopolisindaktili sendromu) otozomal dominant olarak değerlendirilir çünkü her hücredeki bozulmuş genin bir kopyası bile hastalığa neden olmaya yeterlidir.

Bu durum, üreme hücrelerinde (sperm ve yumurta) veya embriyonik gelişmenin erken evrelerinde; gendeki yeni mutasyonların (yeni baştan ve devamlı şekilde) gerçekleşmesinden meydana gelmektedir

Hastalığın Diğer İsimleri

  • ACLS
  • Halluxduplikasyonu, postaksialpolidaktili, ve karposkallozum eksikliği
  • Schinzelakrokallozal sendromu
  • Schinzel sendrom 1

Kaynak

https://ghr.nlm.nih.gov/condition/acrocallosal-syndrome

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz